- Editör
- #1
Deizm, tarihin derinliklerinden bugüne kadar farklı düşünürlerin zihnini meşgul etmiş, insanın evren ve Tanrı hakkındaki sorgulamalarına farklı bir bakış açısı getiren felsefi bir görüştür. Bu görüş, insanın Tanrı'yı ve evreni anlama biçimini radikal şekilde şekillendirir. Fakat, doğrudan dini 'dogmalara' dayanmayan ve Tanrı’nın dünyaya müdahale etmediğini savunan bu anlayış, bugün bile modern düşüncenin merkezine yerleşmiş bir düşünsel yapı taşını oluşturur. Peki, bu felsefi görüş, insanın evrendeki yerini ve anlam arayışını nasıl şekillendiriyor? 
Kelime olarak: "Deizm", Latince "Deus" (Tanrı) kelimesinden türetilmiştir ve bu, "Tanrıcılık" ya da "Tanrı düşüncesi" anlamına gelir. Ancak deizm, geleneksel dini inançlardan ve dogmalardan uzak durarak, akıl ve gözlemlerle evrenin ve Tanrı’nın varlığını anlamayı amaçlar.
Deizmin temel ilkesine göre, Tanrı evreni yarattıktan sonra onu kendi başına işleyip doğal yasalarına terk etmiştir. İnsanlar, Tanrı’nın varlığını, doğa ve evrende düzenin varlığından çıkarabilirler, ancak Tanrı bu düzeni korumak için müdahalede bulunmaz. Evrenin işleyişi, Tanrı’nın yarattığı ilkeler doğrultusunda devam eder. İnsanlar ise bu düzeni anlamak için akıl ve gözlem kullanmalıdırlar.
Örneğin, bir yaratıcı gücün varlığını kabul ediyorsak, bu gücün dünyaya müdahale etmiyor olması anlamına gelir. Tanrı, sürekli olarak insanlara mucizeler göstermemekte ya da insanlık için özel bir yönlendirme yapmamaktadır.
Deizm, Tanrı’nın varlığını kabul eder, ancak bu Tanrı’nın insana özel bir yönlendirme yapmadığını veya dünya üzerindeki olgulara müdahale etmediğini belirtir. Tanrı’nın varlığı, doğa yasalarının işleyişiyle anlaşılır.

Deizm, dinin kutsal kitaplarındaki mucizelere, peygamberliklere ve Tanrı’nın dünyaya müdahalesine karşı çıkar. Yine de, evrenin yaratılmasında ve işleyişinde bir yaratıcı gücün varlığını kabul eder.

Örneğin, Newton’un keşfettiği hareket yasaları veya Einstein’ın görelilik teorisi, deizm anlayışına göre Tanrı’nın evrene koyduğu yasaların işleyişini ortaya koyar. Ancak, deizm, bu yasaların insanların yaşamını doğrudan etkileyen bir şekilde Tanrı tarafından müdahale edilmediğini öne sürer. Yani, evrende her şey bir neden-sonuç ilişkisiyle işlese de, bu işleyişe Tanrı sonradan müdahale etmez.
Yine de, insanların evrensel ahlaki ilkeleri kabul etmesini teşvik eder. Ancak bu ilkeler, kutsal kitaplar veya dini dogmalarla değil, insan aklı ve doğa gözlemleriyle keşfedilir.
Peki, sizce Tanrı'nın dünyaya müdahale etmediği bir görüşle, insanın evrendeki anlamı daha mı belirginleşir? Yoksa bir yaratıcı gücün müdahalesi olmadan hayat anlamını yitirir mi?

Deizm Nedir?
Deizm, Tanrı'nın evrenin yaratıcısı olduğunu kabul eden, fakat Tanrı'nın insan hayatına müdahale etmediğini savunan bir düşünce sistemidir. Bu görüş, Tanrı'nın doğanın işleyişini başlattığını ancak sonrasında müdahalede bulunmadığını öne sürer.Kelime olarak: "Deizm", Latince "Deus" (Tanrı) kelimesinden türetilmiştir ve bu, "Tanrıcılık" ya da "Tanrı düşüncesi" anlamına gelir. Ancak deizm, geleneksel dini inançlardan ve dogmalardan uzak durarak, akıl ve gözlemlerle evrenin ve Tanrı’nın varlığını anlamayı amaçlar.

Deizmin temel ilkesine göre, Tanrı evreni yarattıktan sonra onu kendi başına işleyip doğal yasalarına terk etmiştir. İnsanlar, Tanrı’nın varlığını, doğa ve evrende düzenin varlığından çıkarabilirler, ancak Tanrı bu düzeni korumak için müdahalede bulunmaz. Evrenin işleyişi, Tanrı’nın yarattığı ilkeler doğrultusunda devam eder. İnsanlar ise bu düzeni anlamak için akıl ve gözlem kullanmalıdırlar.
Örneğin, bir yaratıcı gücün varlığını kabul ediyorsak, bu gücün dünyaya müdahale etmiyor olması anlamına gelir. Tanrı, sürekli olarak insanlara mucizeler göstermemekte ya da insanlık için özel bir yönlendirme yapmamaktadır.

Tanrı'nın Varlığı
Deizme göre, Tanrı, evrenin ilk nedenidir. Evrende gördüğümüz düzenin, karmaşıklığın ve güzelliğin bir yaratıcısı olduğu kabul edilir. Ancak, bu yaratıcının evreni yarattıktan sonra sürekli müdahalede bulunmadığı görüşü oldukça belirgindir. Bu düşünce, bazı dinlerin Tanrı anlayışından oldukça farklıdır. Çünkü bu geleneksel dinlerde Tanrı, insanların hayatına müdahale eden, onları yönlendiren ve özel mesajlar gönderen bir varlık olarak tanımlanır.Deizm, Tanrı’nın varlığını kabul eder, ancak bu Tanrı’nın insana özel bir yönlendirme yapmadığını veya dünya üzerindeki olgulara müdahale etmediğini belirtir. Tanrı’nın varlığı, doğa yasalarının işleyişiyle anlaşılır.

Din: Dogmaların Ötesinde
Deizm, dogma ve vahiyleri reddeder. Geleneksel dini inançların dogmatik yapılarından bağımsızdır. İnsanlar, doğa gözlemleri ve akıl yoluyla Tanrı’yı anlamaya çalışmalıdırlar. Bu görüş, insanı doğrudan Tanrı ile bir ilişki kurmaya davet eder, ancak bu ilişki, herhangi bir dini ritüel veya özel öğretiye dayanmaz. Her birey, akıl yoluyla kendi inancını oluşturabilir.
Deizm, dinin kutsal kitaplarındaki mucizelere, peygamberliklere ve Tanrı’nın dünyaya müdahalesine karşı çıkar. Yine de, evrenin yaratılmasında ve işleyişinde bir yaratıcı gücün varlığını kabul eder.
Bilim: Akıl ve Doğa Yasaları
Deizm, bilimsel keşiflere ve doğa yasalarının işlerliğine büyük bir saygı gösterir. Doğa yasaları, Tanrı tarafından konmuş evrensel ilkelerdir ve bu yasaların işleyişi, Tanrı’nın yarattığı düzenin bir parçasıdır. Bilim, evrenin işleyişine dair akıl yoluyla yapılan bir keşif sürecidir.
Örneğin, Newton’un keşfettiği hareket yasaları veya Einstein’ın görelilik teorisi, deizm anlayışına göre Tanrı’nın evrene koyduğu yasaların işleyişini ortaya koyar. Ancak, deizm, bu yasaların insanların yaşamını doğrudan etkileyen bir şekilde Tanrı tarafından müdahale edilmediğini öne sürer. Yani, evrende her şey bir neden-sonuç ilişkisiyle işlese de, bu işleyişe Tanrı sonradan müdahale etmez.
Ahlak: Akıl ve Doğal Hukuk
Deizm, ahlaki değerlere dair herhangi bir kutsal kitaba dayalı bir düzen önermez. Bunun yerine, akıl ve insanın doğal doğası doğrultusunda bir ahlak anlayışı geliştirilir. Deizm, insanların doğru ve yanlışı akıl yoluyla belirleyebileceğini savunur. Ahlak, toplumsal yaşamın ve doğanın getirdiği ilkelere dayanmalıdır.Yine de, insanların evrensel ahlaki ilkeleri kabul etmesini teşvik eder. Ancak bu ilkeler, kutsal kitaplar veya dini dogmalarla değil, insan aklı ve doğa gözlemleriyle keşfedilir.
Tarihsel Gelişimi ve Önemli Düşünürler
Deizm, özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda, Aydınlanma dönemiyle birlikte daha belirgin hale gelmiştir. Aydınlanma, akıl ve bilimsel düşüncenin öne çıktığı bir dönemdi ve bu dönemde deizm, Tanrı’nın varlığını kabul ederken, dini dogmaların reddedilmesine yol açtı. Bu süreçte birçok önemli düşünür, deizm anlayışını savundu. İşte bazıları:Düşünür | Eser | Yönelim |
---|---|---|
Voltaire | Candide | Akıl, insan hakları ve dini dogmalara karşı eleştiriler |
Thomas Paine | The Age of Reason | Tanrı'nın varlığını kabul eder, ancak dini dogmaları reddeder |
Jean-Jacques Rousseau | The Social Contract | Toplum ve ahlakın akıl yoluyla şekillendiği anlayış |
Sonsöz
Deizm, insanın Tanrı ve evrenle kurduğu ilişkiyi anlamaya yönelik özgür, akılcı ve derin bir yolculuktur. Bu felsefi anlayış, Tanrı'nın varlığını kabul ederken, insanın doğa ve akıl yoluyla gerçeğe ulaşabileceğine inanır. Modern çağda, bilimsel düşüncenin artan etkisiyle, deizm hala insanın evreni anlamaya yönelik arayışını şekillendiren önemli bir düşünsel dayanak noktasıdır.Peki, sizce Tanrı'nın dünyaya müdahale etmediği bir görüşle, insanın evrendeki anlamı daha mı belirginleşir? Yoksa bir yaratıcı gücün müdahalesi olmadan hayat anlamını yitirir mi?
